Ahmet Kaya Sözleri

Sizler için 2026 yılı itibarıyla derlediğimiz harika Ahmet Kaya Sözleri burada! Bu içerik, etkileyici ve anlam dolu ifadeler sunarak hem kısa hem de uzun seçeneklerle duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Anlamlı ve yeni içeriklere sahip bu Ahmet Kaya Sözleri, resimlimesajlar.com.tr bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınız için mükemmel bir kaynak oluşturuyor. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda bu sözleri kullanarak, paylaşımınıza farklı bir boyut katabilirsiniz.


Firarilerin uzmanı olmuşum bütün istasyonlarda afişim durur beni bir çocuk bile vurur.
Bu hasretlik kalır gitmez teninde! Eksilmez acılar ezik yüreğimde.
Varsın böyle geçsin yabancı günler varsın canımı yaksın yine yalnızlık. Seninle doluyken baktığım dünler yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık.
Sana boncuktan kuş yaptım konacak pencerene.
Dostlukmuş. Ölüme yürümekmiş. Üstüne titremekmiş. Vefaymış! Aşk dediğin zavallı bir kapıyı duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış!
Acımasız olma şimdi bu kadar dün gibi çekip gitme.
Bozar mı sandın acılar?
Şimdi saat yokluğunun belası sensiz gelen sabaha günaydın.
Sanki gökten kar yerine kan yağıyor kar altında üşümüş bir çocuk ağlıyor. Yaşlı gözleriyle bana bakıyor akan gözyaşını içesim gelir.
Haykırsam duyamazsın. Çağırsam gelemezsin. Yürekten sevemezsin sen.
Bazen bir uçurum kalır bazen de martıların ardından. Velvele koparan bir leş kalır bir intihar gibi puşt olunca sevdalar.
Artık sigarayı günde üç pakete çıkardım. Olsun gözüm olsun. Ne olacaksa olsun!
Şimdi bütün iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum.
Hey gönül gene bu gece kederim geceden yüce. Gel susalım beraberce böyleymiş kara yazımız.
Hesabım kalsın mahşere elimi yıkar giderim.
Bizi zaman yenecek ve anılar kalacak.
Giderim buralardan giderim bir akşamüstü. Umurunda olmaz umurunda olmaz umurunda olmaz bilirim.
Bir ben kaldım bir ben kaldım tenhasında gecenin avutulmamış ben.
Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya bu hep böyle böyle gider mi?
Acılardan arta kalan işte bu bakışlarmış. Buğu diye gözlerimde gün batımı bulutlarmış.
Ölümü özledim anne yaşamak isterken delice.
Kısa çöp uzun çöpten hakkını alır elbette.
Bir türkü mor dağların emanetidir. Firari mahpuslara bir avuç su. Bir türkü dilimi içerdekine.
Giden bu yolculardan en çok ben şanssızım. Ne kadar çok yaşadıysam o kadar çok yalnızım.
Sensiz isyan ettim her an dünyam kahır dünyam zindan yine başım duman duman olmadan gel.
Arka cebimde iki metrelik kefenim duruyor. Her an hazır ve nazır. Ölürsem hayatımda istediğim bir tek şey var. Asla bu ülkeyi sevmiyor demesinler asla yani. Ben Edirne’den Ardahan’a kadar bu ülkeyi çok sevdim.
İhanetin zincirini tutan utansın. Dönüp arkasına bakan utansın. Dost diye bağrıma bastığım insanlar arkamı dönünce vuran utansın.
Bana böylesi garip duygular bilmem neye gelir nereye gider döndüm işte acı yüreğimden beynime sızar bu günde ölmedim anne.
Sonbahar damlardı damlarımıza biz seninle sararırdık. Aydınlansın diye şu kirli yüzler biz durmadan savaşırdık.
Yalnızlığım benim pasaklı kontesim ne kadar rezil olursak o kadar iyi.
Beni bilimle anla iki gözüm felsefeyle anla ve tarihle yargıla.
Ben hep uçurum kıyılarında dolaşmayı hep rüzgâra karşı koşmayı uğultulu bir hayatın sesini ve öfkesini ciğerlerimde hissetmeyi aşkı devrimleri başkaldırmayı muhalif olmayı cesareti sevdim. Ve böyle yaşadım.
Birazdan kudurur deniz.
Siz benim neden sustuğumu nerden bileceksiniz.
Dostum dostum güzel dostum. Bu ne beter çizgidir bu. Bu ne çıldırtan denge. Yaprak döker bir yanımız bir yanımız bahar bahçe.
Söyle ay doğmadan düşmesin yaş gözüme.
Söyle yağmur söyle. Değmeden yüreğime. Söyle gökyüzüne. O nerde.
Bir kenar mahalleliyim mecburen uzaktan severim…
Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi.
Söyle sen neredesin ben nerde.
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar.
Bırak ay gitsin sen kal bu gece.
Ceketimi yağmurlara astığımdan beri tehlikeli şiirler yazar dünyaya sataşırım.
Dışarıda kar yağıyor benim içime yağmur.
Sakin göllerin kuğusuyduk olmasaydı sonumuz böyle.
İki damla gözyaşımla satıldım pazarlarda kırdılar yüreğimi kırdılar azarlarla sürgünlere yolladılar sabah dörtte yağmurlarla. Ben yandım siz yanmayın ALLAH aşkına.
Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe yine de bu yangını söndüremedim.
Ben giderim geri gelmem benden sonra kalan kalır.
Bu dağlara bu yollara toz eyledi aşk beni. Ben yanarım aşk için ben yanarım gül için.
Sırtını duvara yaslar sırtını ağaca yaslar susarsın. Sen artık hiçbir sözü hiçbir sözü kaldıramazsın.
Firarilerin uzmanı olmuşum bütün telsizlerde adım okunur.
Kırmızı rujlu sokakların aşağılık pazarlıkların adı anılmayacak benle. Bir çiçeğim halk ormanında fışkırdım başkaldırıyorum.
Gözüm yaşarıyor yüreğim yanıyor olmasaydı sonumuz böyle.
Dedim ya hiç yoktan susturuldu şarkımız.
Ben klasik bir kadere teslim olmak istemiyorum ve öldükten sonra değil şimdi anlaşılmak istiyorum.
Dün gece gördüm düşümde seni özledim anne. Gözlerinden akan bendim. Düştüm göğsüne söyle canın yandığımı anne.
Saçlarına yıldız düşmüş koparma anne ağlama.
Kendine iyi bak. Beni düşünme. Su akar yatağını bulur.
Parmak uçlarına değen sıcaklık incinen bir hayatın yarasıdır.
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun.
Yanımdasın susuyorsun. Susuyor konuşmuyorsun. Bakıyor görmüyorsun. Dokunsan donacağım. İçimde intihar korkusu var. Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım.
Kokunu verirken vazomda güller yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık.
Dibine vurmuş gecelerden geldim. Yalanım yok. Bir cebimde küfür bir cebimde çocuklara şekerle yaşadım. Hepimizin gurbetindeyim şimdi.
Depremler oluyor beynimde.
Sensiz geçmiyor bu günler biliyor musun? Yüreğine beni beni soruyor musun? Öyle yalnız yalnız kaldım biliyor musun türküler söyledim sana duyuyor musun?