Kemal Sunal Sözleri

Sizler için 2026 yılı itibarıyla derlediğimiz harika Kemal Sunal Sözleri burada! Bu içerik, etkileyici ve anlam dolu ifadeler sunarak hem kısa hem de uzun seçeneklerle duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Anlamlı ve yeni içeriklere sahip bu Kemal Sunal Sözleri, resimlimesajlar.com.tr bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınız için mükemmel bir kaynak oluşturuyor. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda bu sözleri kullanarak, paylaşımınıza farklı bir boyut katabilirsiniz.


Ben de sevilmeyecek adam değilim, güzel adamım bir kere.
Aşk kalbimi yakan volkan gibidir, en sevdiğim tatlı kazandibidir. Leyla sev beni, sokma müşküle, seninle kaşık atalım iki tabak keşküle.
Türklüğü her baş her omuz her yürek kaldıramaz!
Suda dolanır bir peri. Seni düşünmekten kaldım bir kemik bir de deri.
Ciddi hatta soğuk adamımdır. Öyle çok gülmeyi sevmem.
Ben bir balon değilim. Öyle çıkanlar var ve ayakta kalmak için her gün TV’de görünmek zorundalar. Ama benim böyle bir şeye ihtiyacım yok çünkü ben sırtımı halka dayamışım.
Ben koşarken de seni seviyorum Hüsniye.
Bir insanın burnu patlıcan dolmasına benziyorsa o insandan korkacaksın.
Ne demişler; iki gönül bir olunca damlaya damlaya göl olur.
Salıverin küçük enişteyi!
Hiçbir şeyden çekmedik, namuslu gibi görünen namussuzlardan çektiğimiz kadar.
Set, haşin, gaddar bilakis çok kibarım. İyi dans erdim, ısrar ederim. O kadar!
Hiçbir şey güzel olmayacak ama yaşıyorum ulan ben, bundan daha güzel şey mi var?
Ertem Abi ‘Sen şunu söyle, sen bunu söyle’ diye replikleri dağıttı, ama Kemal’e gelince laf bitti. ‘Oğlum sen de burada gülersin’ dedi ona… İşte bu laf çok önemlidir. Kemal orada güldü, bütün Türkiye güldü.
Kemik yiyor bizin ihtiyar, dört nala gidiyor martılar. Hani nerde tutturanlar, 5’te kalıp fıttıranlar.
Duygulu ve hassas bir insanımdır. Başkalarının üzerinde bile durmayacağı olaylar, beni çok etkileyebilir. Bir çocuğun ağlamasına ya da bir kedinin açlığına, kısaca tüm canlıların çaresizliğine, umutsuzluğuna onlardan fazla üzülürüm. Doğal olan da bu. İnsanları güldürmek için, acılarına da ağlayabilmek gerek.
Fes başıma fes başıma püskülü ben olayım. Ah duvar başıma, başım duvara!
Sen böyle gülünce şuranda iki çukur oluyor ya, ölünce beni oraya gömsünler.
Bu ülkenin bütün süpürgelerini küreklerini getirseniz de bu sistemin pisliklerini temizlemekle bitiremeyiz.
Çamaşırı küvetin içinde yıkıyordum. Arka apartman boşluğunda zıplayarak asıyordum. Bazen gülüyor, bazen kızıyordum. Çamaşır ipini Kemal’e bağlatmıştım. Tabii O’da kendi boyuna göre ayarlamıştı.
Parka gidecekmiş iki gözümün çiçeği.
Şimdi ben buraya neden çıktım? Niçin çıktım? Nasıl çıktım? Bunu izaha gerek yok gördünüz, yürüdüm çıktım! Ama, çıkmamış da olabilirim. Çıkmışsam çıkmışımdır, çıkmamışsam çıkmamışımdır. Görünen köy. Uzakta değildir.
Beni isterseniz dövün ama bırakın istediğim gibi güleyim.
Türker İnanoğlu. Yazıhanesinde sohbet ediyoruz. Düşündüm de diyor, kaç yıldır bu piyasadayım. Kimsenin arkasından konuşmayan bir kişi tanıdım, Kemal. Saygılı, hatır bilir. Bir arkadaşımızı kaybettiğimiz zaman cenazede mutlaka o ve ben bulunurduk. İkimiz de önemserdik bu son görevi.
Hırsızlık mı yapıyorum, rüşvet mi alıyorum, faizcilik mi yapıyorum, başkasının rızkını mı çalıyorum. Efendi gibi Hüsniye’ye asılıyorum.