Reşat Nuri Güntekin Sözleri
Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır evlat.
Ayrılık, kuvvetli aşkları büyütür, hasta olanları büsbütün öldürür.
Hastalar gibi, mesut olanlara da geceler öyle uzun geliyor ki.
Fakat yüreğimdeki gizli yaralar vücudumdakilerden çok daha derindi.
İnsan sevdiğinden uzak olursa onun sitemlerini bile hoş görür.
Sarı insanların hepsi vefasız oluyor, hepsi insanı başka türlü üzüyor.
İnsan ne kadar acı olursa olsun bir mecburiyeti kabul ettikten sonra içine sükûn ve tevekkül geliyor.
Memleketin ancak okuyup yazmakla kurtulacağına inananlardanım.
Hokkabazın yumurtasında olduğu gibi, sözlerde de meseleler iç içedir.
Sevmek denen şeyin rolü bu kadar insanı yakıp titretecek bir şey olursa kendisi kim bilir neydi?
Kolayca teselli edilecek dert insanı böyle ağlatmaz.
Bir hayale esir olan insanlar delilerin en büyükleridir.
Yalnızlık haddizatında insana güç gelen bir şeydir.
Ne bileyim, insan kalbi, öyle anlaşılmaz bir şey ki!
İnsan ancak kaybettiği yahut kaybetmek üzere olduğu şeyleri böyle birdenbire sevmeye başlar.
Halis muhabbet kavgasız, gürültüsüz olmaz derler.
Evet, bu uçsuz bucaksız yolda ne kadar ilerlerseniz dönüp dolaşıp hep aynı yere varacaksınız.
Çok sevmek yetmez mühim olan güzel sevmek.
Bir zehri insan, bir kere yutmalı ya ölür ya kurtulur.
Hiçbir şey maziyi musiki parçaları kadar kuvvetle canlandırmıyor.
Felaketi ağır ağır haber vermek testere ile adam kesmeye benzer.
Ne arsız gönlüm var benim? Etrafımdaki insanları ne kadar çabuk seviyorum.
İnsan için, her şeyi söylerler. Ne çıkar? Elverir ki, vicdanı temiz olsun.
Yürümeye başlamış fikirleri yollarından alıkoymak mümkün değildir.
Onun fikrinde insanlar, yalnız yaptıkları işten, düşündükleri şeyden değil, gördükleri rüyadan bile mesuldürler.
İnsan birini sevmek felaketine uğradı mı esir gibi bir şey oluyor.
Mektepteyken hayallerimiz olmayacak rüyalarla doludur. Sonra hayat birer birer onların icaplarına bakar.
Acımak bir süre sonra hissizleştiriyor insanı.
Sen yine de bir parça benimdin, ben bütün ruhumla senin.
Üşümek mi? İnsanın içinde güneş yanarken üşümek mi?
Yara sıcakken acımaz, hemşireciğim. Hele bir kere soğumaya başlasın. Sen bak, seyret o kızcağız nasıl yanıp yakılacak?
Siz beni insanlıktan, saffetten, samimiyetten, sevdadan iğrendirdiniz.
Düşmesini istemeyen, zamana ayak uydurmasını bilmeliydi.
Saadeti saklamak, derdi saklamaktan çok daha güç.
Her şeye rağmen sen bir parça benimdin. Ben bütün ruhumla senin.
En uzun, en çaresiz geceni düşün. Sabah olmadı mı?
Ölüm öyle bir şey ki insanı en büyük düşmanlarıyla barıştırıyor.
En eski tarihlerden beri din, daima zulme ve fesada alet olmuştur.
Dünyada, bir parça iyilik edebilmekten daha güzel bir şey olmuyor.
Saklamaya çalışma nafile. Sevda, çocuk gözlerinden uyku gibi akıyor.
Çalışmak, bütün ruhuyla, kendini başkalarına vermek ne güzel şey!
Artık kalbim öldü. Sevmeye kudretim kalmadı.
Evet, insanın bir cenaze arkasında yürüdüğü zaman, dünya hırslarından en temizlendiği zamandır.
Galip insanlar için iyi ve merhametli olmak ne kolay ve şık bir jesttir.
Hiçbir kadın bu kadar derin bir duygu ve ihtiyaç ile sevilmemiş, aranmamış ve düşünülmemiştir.
Zaten kafaları değiştirmeden idareyi değiştirmek öyle pek tamah edilecek bir netice vermiyor.
Derler ki; aşk, birine seni yok etme kudreti verip, bunu kullanmama hususunda ona itimat etmekmiş.
Yaşamak hakikaten doyulmayacak kadar tatlı bir şey.