Yahya Kemal Beyatlı Sözleri
Sahte bir şiir iyi okunamaz. Olsa olsa mevzun cümlelerden mürekkep bir parçayı iyi kıraat etmiş olur.
Bugün Türklük tahlil devrinde değil terkip devrindedir.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.
Çünkü bir kıtada askerle değil, milletle durulur.
Kalbi olanların dili yok, dili olanların kalbi yok.
Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi, müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.
Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın!
Ey sevgi anladım bu uzaktan seda ile. Ömrüm yegâne lezzetidir hatıran bile.
Şiirde lisan, zevk, fikir, mazmun, her şey eskir, yalnız aşk eskimez her dem tazedir.
Bazı yerler vardır ki ruh eser.
Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç; bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!
Gönüldendir şikâyet kimseden feryadımız yoktur.
Bir nesil evvelkilere mevhum saltanat tatlı bir hayal, milliyetler esasları üzerinde bir Türk milliyeti acı bir hakikat görünüyor. Bugün biz o merhumeye acı hayal, Türk devletine tatlı hakikat diyoruz.
Şiir, ilham perisi ile baş başa kalınınca yazılır.
Ölenler öldü, kalanlarla mustarip kaldık.
Gürlemiş Topkapı’dan bir yeni şiddet daha şanlı namıyla, büyük top, denilen ejderha.
Kalbimin takati yok, hem bu duyuş çok sürecek. Mavera başlamadan ben buradan ayrılayım.
Ölmek kaderde var, yaşayıp köhnemek hazin.
Ölmek kaderde var, yaşayıp köhnemek hazin/ Bir çare yok mudur buna ya Rabbe’l alemin.
Bütün bu amiller, gitgide, devleti Latinlikten uzaklaştırıyor, ekseriyeti şarklı, Hıristiyan ve Eski Yunancadan bozma bir dille konuşan halka mal ediyor.
Türk ülkesinde hayat hür, saf, nefis idi. Türkler hayattan birer şarkı gibi geçiyorlardı. Diğer ülkelerde Türk gençleri gibi kahraman, Türk kadınları gibi güzel, Türk kızları gibi ince, Türk gibi hür yollu darbımeseller vardı.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Ankara’nın en çok İstanbul’a dönüş yolunu sevdim.
Artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Yaşamak zevki nedir bilmez ölümden korkan.
Mazi yosunla örtülü bir göl ki yok dibi, mevsim serin ve bahçede yaprak yığın yığın.
Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden.
Bir yoldu parıldayan, gümüşten, Gittik. Bahis açmadık dönüşten.
Türkçe; ağzımızda, anamızın dili gibi helal ve güzel olmalı.
İspat ettik ki bir zaman aşiretten cihangirane bir devlet çıkaran bu millet o cihangirane devletten bugün bir Türk vatanı çıkaracak kudrettedir.
Sanat şahsi oldukça şahısların renk renk bir kalabalık olduğu anlaşıldı.
Ya şevk içinde harap ol, ya aşk içinde gönül!
Medeniyette bütün idrakler ihtirasla mümkündür. Bugünkü Garp medeniyetini, kendiliğimizden tiksindirecek kadar, ateşli bir ihtirasla sevmeseydik idrak edemezdik.
Bir milletin dilini ifade edecek olan sanatkarın o milletin, bütün tarihinde dilinin geçirmiş olduğu Safhaları sadece bilmesi değil, benimsemesi lazımdır. Her millette olduğu gibi, bizde de kelimeleri şiir canlandırmış nesir sadece kullanılmıştır.
Toprakta tek bir medeniyet vardı: Türk medeniyeti.
Kör bedbinlik bir milleti nasıl öldürürse sağır nikbinlik de bir zaaftır. Kavi olan, yenilmeyen yalnız azimdir.
Medeniyette bütün idrakler ihtirasla mümkündür.
Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!
Üstümüze zaman yağdı, hüznümüz ondan.
Bütün Türkler gibi İstanbullular da biliyorlar ki, millî hareket bütün bir cidali Osman’ın sancağını, Fatih’in tahtını, Selim’in hatırasını nisyandan kurtarmak içindir.
İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.
Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar. İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.
Güçlü olan, yenilmeyen yalnız azimdir.
Yer kalmadı beynimde hayale.
Geçmişte sevdiğimiz, hayran olduğumuz ve bağlandığımız şeyler yalnız güzellikler, iyilikler, doğruluklardır; yoksa çirkinlikleri, kötülükleri ve haksızlıkları sevmiyoruz.
Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
Siyasette, doğru her zaman biraz geç söylenir.
Bir tel kopar ahenk ebediyen kesilir.
Sen neredesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!
Soğuk ay öptü beyaz ensesini, sardı her uzvunu bir ince sızı.
Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta.
Fethin en müspet ve en esaslı eseri vatanın yekpareliğidir.