Edebi Sözler

Sizler için 2026 yılı itibarıyla derlediğimiz harika Edebi Sözler burada! Bu içerik, etkileyici ve anlam dolu ifadeler sunarak hem kısa hem de uzun seçeneklerle duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Anlamlı ve yeni içeriklere sahip bu Edebi Sözler, resimlimesajlar.com.tr bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınız için mükemmel bir kaynak oluşturuyor. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda bu sözleri kullanarak, paylaşımınıza farklı bir boyut katabilirsiniz.


Sarılmak için yürek gerekir, kollar sonraki iş.
Bazı şeyler İstemsiz olur. Öksürmek gibi, hapşırmak gibi, esnemek gibi; ya da ne bileyim, özlemek gibi.
Can Yücel’e sormuşlar; “Neden hep baba sevgisiyle ilgili şiir yazıyorsunuz?” Can Yücel cevaplamış: Anne sevgisini anlatacak kadar şair olamadım.
Uykumun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede ben Bir yere gidiyorum delice. Aklımda sen.
Baktın hayatın tadını çıkaramıyorsun; tadını kaçıranı, hayatından çıkar!
Açık çay içerdi hep. Demli olunca bardağın diğer tarafından beni göremezmiş. Öyle derdi.
Ben senin mutluluğunu istiyorum dedi ve dediğini de yaptı… Aldı gitti.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür; sen hem bir hastalık, hem de sağlık gibisin.
Küçük bir çocuğun yokuş aşağı koşması gibi seni düşünmek Biraz heyecan, biraz da düşecekmiş korkusu.
Uçamazsan koş, koşamazsan yürü, yürüyemezsen sürün. Ama naparsan yap ilerlemek zorundasın.
Benimle yarına gelecek olsaydın; seni dünde bırakmazdım!
Madem sevmiyorsun o zaman sahip çık gözlerine! Dönüp dolaşıp değmesinler gözlerime.
Bazen insan kendi zamanını yaratır sadece saatin yelkovanında mutlu kalabilmek için, durdu sanırız aslında o arada zaman ancak bu avutur bizi değil mi yaşanan onca şeyden sonra.
Bir hoşça kala sığdırdı beni, yere göğe sığdıramadığım.
Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun dedi, öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu o an. Bozmadım.
Mahşerde en yakınımızı bile tanıyamayacağımız söylenir ya hep, benim gönül gözüm seni bir yerden ısıracak mutlaka. Adım gibi, adın gibi biliyorum bunu!
Gece yağan yağmur gibi sev. Ne sessiz ne de kirli. Olacaksa gönül birlikte olsun. Hem senli hem benli!
Sevmek bu kadar güzelse, kim bilir sevmeyi yaratan ne kadar güzeldir.
Çok kişi bir başka türlü kendine yalan. Çok kişi bir başka yalan, kendi türünde. Kiminin kültürü yoksunanlardan. Kimi de ahlaktan yoksun, kültüründe.
Gelecekse beklenen, beklemek güzeldir. Özleyecekse özlenen, özlemek güzeldir. Ve sevecekse sevilen hayat her şeye bedeldir.
Sesini değil sözünü yükselt! Yağmurlardır büyüten zambakları, gök gürültüleri değil.
Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek. Bir incecik dal gibi üzerime eğilsen titreyerek.
Dışarıya kar, yüreğime hasret, fikrime sen. Nasıl yağıyorsunuz üçünüz birden; bir bilsen.
Kitap okumanın tadını bilenler bilir ki, okumak deniz suyu içmek gibidir. İçtikçe susarsınız, susadıkça içersiniz.
Kalp dediğin atıyor zaten, marifet ritmi değiştirebilende.
İyi insan lafın üstüne gelir” demişse eskiler ve ben sürekli seni konuştuğum halde gelmiyorsan; demek ki iyi bir insan değilsin.
Alnım da açıktı, yüzüm de aktı, kimseye verecek hesabım yoktu, günah kervanımı pazara çekti, yükümde ne varsa, hepsini saydı; ah şu şairliğim olmaz olaydı!
Yanmak var yanmak var, odun yanınca kül olur adam yanınca kul olur.
Eğer bir gün çok büyük bir derdin olursa; Rabbine dönüp büyük bir derdim var deme. Derdine dönüp büyük bir Rabbim var de.
Kadınlar duyduklarına, erkekler gördüklerine âşık olurlar. O yüzden kadınlar makyaj yapar, erkekler yalan söyler.
Kalbin kırılabilir ya da dünyanın en güzel aşkını yaşayabilirsin. Ama denemediğin sürece asla bilemeyeceksin.
Kalp sevmekten yorulmaz, sevene sebep sorulmaz.
Bilirsin, sigarayı da kalem tuttuğum gibi tutarım. Ondan tüter sevda sözleri.
En az benimki kadar annemin de ahı tutar sana. Burnumdan getirdiğin süt, onun sonuçta!
Eski hayatıma dönmeye niyetim yok diyor Marla. Kendimi iyi hissetmek için bir cenaze evinde çalışıyordum, sırf nefes alıp vermekte oluşuma sevinmek için.
Bakarken kıyamamak mı, yoksa baktıkça doyamamak mı aşk?
Çocuk olsam yeniden. Bir tek düştüğüm için acısa içim ve kalbim; çok koştuğum zaman çarpsa sadece.
Ne zaman bu şehirden kaçıp gitme isteği gelse, bir köşeye oturup geçmesini bekliyorum. Gidersem dönmem çünkü biliyorum.
İnsan parasını kaybedince fakir, özgürlüğünü kaybedince esir, aşkını kaybedince şair olurmuş.
Beni anlamalısın. Çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.
Kimse benimle oynamıyor diye ağlayan çocuk! Sen büyü hele, bak ne oyunlar oynayacaklar seninle…
Sükût eyle ey kalbim, kalmadı artık söylenecek kelam. Aşktan anlamayana yar olacağıma, yalnız kalırım vesselam.
Hadi simit satanı anladım, kestane satanı da. Peki ya dost satan, o da mı ekmek parası?
Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer. Ve bilirsin, o nehir asla durmaz.
Güvenemiyorum insanlara, dil başka olmuş yürek başka. Görünmüyor asıl çehre. Artık o kadar sık değiştiriliyor ki, maskeler bile sahte.
Hayatın 4 işlemi vardır: Başarı, insanı toplar. Başarısızlık eksiltir. Aşk çarpar. Ayrılık böler. Geriye sadece sen kalırsın…
Bir dua gönder bana can evinden gizlice. Hâl olur, ferman olur, derdime derman olur.
Olduğun yerde mutlu değilsen eğer, güzel bir cümle kur ve içinde yaşa!
Baharda kışı, kışın da baharı özler insan. Ne uzaksa onu özler. Kavuşmak şart mı? Boş ver! Bazı şeyler yokken güzel.
Diğerlerine benzemiyor yokluğun Diğerlerine benzemiyor ayrılığın… Niye benzesin ki? Hepsinden çok sevilmedin mi?
Öyle büyümüş ki içimizdeki yalnızlık sevilmeyi beklerken, beklemeyi sevmişiz.
Özüne, sözüne kurban olduğum yoluna, izine yüzüm sürdüğüm gündüz düşlediğim, gece gördüğüm yollar uzak, mevsim soğuk, hava kar yüz yüze gelmeden ölmek de mi var.
Bilmiyorum ne vardı saçlarında. Rüzgâr mı delice eserdi, gözlerim mi öyle görürdü yoksa. Saçlarını her hali hoşuma giderdi.
Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin bedelini hesaplayın.
Âdem ile Havva üç şey seçtiler cennetten çıkarmak için. Birincisi kelimeler, ikincisi aşk, üçüncüsü annelik duygusu. Kelimeleri Âdem yanına aldı, annelik duygusunu taşımak Havva’ya kaldı. Ama aşk çok ağırdı…
Yine de beddua edemem sana; Allah ne mutluluğun varsa versin!
Unutmayın, yaktığınız can kadar canınız yanacak ve üzdüğünüz kadar üzüleceksiniz.
Parçaları kaybolmuş puzzle gibi artık insanlar. Kiminin kalbi, kiminin ruhu, kiminin bir beyni yok.
Her kahkahanda Allah’a teşekkür etmiyorsan, neden her ağladığında O’na kızıyorsun?
Bir daha beni sevdiğini söyleme! Neden biliyor musun? Çünkü yine inanırım.
Gel be, gel işte. Küfrüm tövbeme karışsın, aklım fikrime. Öyle bir gel ki bana, nefes nefese.