İnanmak İle İlgili Sözler
İnanç, insanoğlunun sahip olabileceği en yüksek tutkudur.
Zor olan şey, inanç uğruna ölmek değil, onun uğruna yaşayabilmektir.
İyi bir konuşmacı, etkili konuşmasını bilen değil, gönlü bir inançla sarhoş olandır.
Kolaydır, sevgiliye inanmak.
Size doğrusunu söyleyeyim, kim şu dağa: “Kalk, denize atıl!” der ve yüreğinde kuşku duymadan dediğinin olacağına inanırsa, dileği yerine gelecektir.
İnanç işleri kolaylaştırmaz, mümkün kılar.
İnançta, inanmak istemeyenler için yeterince ışık, istemeyenler için ise onları kör etmeye yetecek kadar karanlık vardır.
İnanmıyorum diyorsun; inanmadığına inanmıyorum, biliyorsun.
İnanç kaybolduğunda, insan da kaybolur.
Yenildiğine inanırsan, buna uzun bir süre inanırsan, sonunda yenilgi bir gerçek olur.
Büyük işler başarmak için sadece harekete geçmek yetmez, ne yapmak istediğinizin rüyasını da görmek gerek; sadece rüyasını görmek yetmez, rüyanın gerçekleşebileceğine inanmak gerek.
İnancın, ne gerçekliğin içinde bir temeli, ne de gözle görünür bir desteği vardır, ama yine de bir köprü gibi, bizi şimdiki gerçeklikten sonsuza bağlar ve bize destek olur.
Çoğu insan gördüğüm zaman inanırım der. Gerçek şu ki, inandığımız zaman görmeye başlarız.
Herkesin aynı yalana inanıyor olması, onu gerçek yapmaz.
İnandığından başka, inanılacak bir şeyi olmadığına inanan insan; softadır.
Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır.
Asla başka insanlar üzülecek diye kendini üzme, sen kaldırabiliyorsan onlarda kaldırabilir.
İnancın yere düşerse silahın da yere düşer.
Her karşı çıkana değil, yalnız denenmiş kimselere inanmalıdır. Birinci durum hayvanlara yaraşır.
Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında en güzel çare, dağ ile karı baş başa bırakmaktır. Gün gelip karlar eridiğinde; dağ yolunuzu gözleyince en güzel cevap, başka bir dağdan selam yollamaktır. Hz. Mevlâna
İnanç, sevginin ümide dönüşmüş şeklidir.
Kadına inanan kendini aldatır, inanmayan da kendini aldatır.
Bir şeye hala inanmakla, yeniden inanmaya başlamak arasında çok büyük fark vardır.
İnsanlar kulaklarına gözlerinden daha fazla inanırlar.
Genellikle insanlar, arzu ettikleri (inandıkları) şeye kolayca inanırlar.
Seni seviyorum diyen sözlere değil, senin için ağlayan gözlere inan.
İnanç, dış görünüşünüzü güzel ve parlak, içinizi arzu edilen ve geleceğinizi de muhteşem kılar.
Eğer heyecan üretemezseniz pek fazla şey üretemezsiniz.
İnanç, Tanrı’nın yüceliğine ve güzelliğine karşı duyulan güven duygusudur. Bu, öylesine kesin bir duygudur ki, insan bunun için hayatım binlerce kez tehlikeye atabilir.
İnandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.
Her şey ve herkes yerli yerinde gerek; mecliste sefihe, meyhanede fakihe inanma.
Hiçbir şeye inanmayan kimse, bir bardak içinde ki köksüz çiçeğe benzer.
Yapabileceğine inansan da yapamayacağına inansan da haklısın.
İnsan, en az bildiği şeye en çok inanır.
Başarınızın büyüklüğünü inancınızın büyüklüğü belirler.
Güneşini yakalayıp gözlerine yerleştirmek için beyaz yelkenlerin gelip seni almalarını bekliyorsan, Yarına inanmak için gün batımına, iyi kalpli görünmek için zayıflığa ve güçlü görünmek için öfkeye ihtiyacın varsa, demek ki hiç bir şey anlamadın!
Başkalarına duyduğumuz inanç, kendimizde neye inanmak istediğimizi ele verir.
İnanç, aykırılığa karşı kazanılan son zafer ve varlığın anlamsızlığının son savıdır.
İnanç bir çeşit bahis ya da bir spekülasyon değil midir? Zaten de böyle olmalıdır. Örneğin ben, kurtarıcı peygamberin yaşadığına dair bahse girebilirim.
Şimdi inanç neyi ümit ettiğimizden ve neyi görmediğimizden çok emin.
Büyücüler inanç sayesinde, fizikçilerin hakikat sayesinde yaptıklarından daha fazlasını yaparlar.
İnandım ki, yokmuş fenadan aman.
Gözler kendilerine, kulaklar başkalarına inanırlar.
İnanç, içimizdeki gözümüzdür.
Gördüklerim, görmediğimin varlığına inanmaya beni mecbur ediyor.
Eğer bir insan onu rüyasında görmeseydi, başka bir insan onun yapabileceğine inanmasaydı ve başka biri de onun yapılmasını istemeseydi göklere değecek hiçbir şey yapılamazdı.
Kişi, inancı ölçüsünde genç, kuşkusu oranında yaşlıdır.
İnancın en küçük tohumu bile, mutluluğun en büyük meyvesinden daha iyidir.
Bir şeye inancı pekiştirmeden önce bir birimize inanmayı öğrenmeliyiz. Canileri yok etmek yetmez. Canilerin ortaya çıkma olasılığına da yok etmek gerekir.
İnsanın elinden inancım alsaydınız, bir koyun sürüsünün tarihinden başka bir insanlık tarihi olmazdı.
Bana yalan söylediğine üzülmedim, bundan sonra sana inanamayacağıma üzüldüm.
İnandığınız zaman, aklınız o şeyi yapmanın yollarını bulur.
İnanmak istemeyeni, hiçbir mantık inandıramaz.
Bir şeye samimiyetle inanan insan, yalnız menfaatlerinin kılavuzluğu ilerleyen 99 kişiye bedeldir.
Herkese inanmak lazım, yoksa yaşamaya imkân yok.
Bir inandınız mı, inanılmaz işleri başarırsınız. Ama bir defa inandınız mı, tüm kâinat sizi engellemek için seferber olur.
Dünyada tutku olmaksızın başarılmış hiçbir büyük şey yoktur.
İnsan bir şeye inandı mı, onu başkasına da inandırmayı borç bilir. Kolay inandırmak için de anlattığına dilediği gibi çekidüzen vermekten, bir şeyler katmaktan çekinmez, onun kafasının alabileceğini sandığı gibi konuşmak ister.
En kötüsü ne biliyor musun? İnandığı her şeyin yalandan ibaret olduğunu fark etmek…
İnanan kişinin bir açıklamaya ihtiyacı yoktur.
İnandığı şeyi yapan insanın enerjisi, asla tükenmez.
İnanç, yeterli kanıtları bulmuş olan kalbin huzura ermesidir.
Sevmek, inanmak demektir.
İnanç, mümkün değilmiş gibi gözüken bir şeyin varlığına duyulan mantıksız bir iman şeklinde tanımlanabilir.
Bir şeye inanmak, bir tesire mağlup olmaktır.
Sen zafere inanırsan, zafer de sana inanır.
İnanan bir kişinin yapamayacağı bir şey yoktur.
En az bilinen şeylere, en çok inanılır.
İnanıyorum diyoruz. Acaba, günümüzde ne kadarını inandığımıza yaşayarak geçiriyoruz?