Damar Mesajlar

Sizler için 2026 yılı itibarıyla derlediğimiz harika Damar Mesajlar burada! Bu içerik, etkileyici ve anlam dolu ifadeler sunarak hem kısa hem de uzun seçeneklerle duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Anlamlı ve yeni içeriklere sahip bu Damar Mesajlar, resimlimesajlar.com.tr bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınız için mükemmel bir kaynak oluşturuyor. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda bu sözleri kullanarak, paylaşımınıza farklı bir boyut katabilirsiniz.


Hani insan ağlamak ister, gözlerinden yaş gelmez, hani gülmek ister, yürekten gülmez. Hani birini bekler o hiç gelmez. İşte o zaman ölmek ister de ecel gelmez.
“Sus” be yüreğim, bende biliyorum özlediğimi! Sus ki bilmesin özlediğimi!
Nereye atsam elimi kalp kırıklıkları batıyor avuçlarıma. Her adımda taştan da ağır sözler takılıyor ayaklarıma. Duymazlıktan gelebilseydim ne ala. Bakıyorum bu senenin hasadı da hüzün, ne koyacak yerim var artık ne de toplamaya mecalim.
Burnumuzdan akanı, kolumuza silecek kadar cesur çocuklardık. Ne ara gözümüzden akanı köşe bucak saklar olduk?
Uzaktan görenler diyor ki ”duygusuz”. Duygusuz olduğum için mi gözlerim kaç zamandır uykusuz.
Artık hayat, küçükken oynadığım kutu kutu penseye benziyor nerdeyse. Çünkü herkes bir bir arkasını dönüyor sadece.
Çok değişti artık devir çok, çıktı işler rayından Karnı tok olup ”küfür” edeni de var. Karnı aç olup şükür edeni de.
Gördüler ayrı ayrı vardıkları yerde, sonsuza dek sürecek yanlışlıklarını. Gördüler ayrı ayrı kaldıkları yerde, ayrı ayrı büyüyen yalnızlıklarını.
Kadın yüzünde ki sivilceleri bile fondötenle gizleyebiliyor. Sen, onun acı çektiğini nerden anlayacaksın ki.
Şimdi vur kendini. Unutulmuş bir şiirin son dizelerinde sonra yarım kalan bir şarkı ısmarla kendine. Bu kentte böyle ölünür.
Ne garip bir muamma en çok incittiğimiz kişilerin, aslında en sevdiklerimiz oluşu ne garip değil mi?
Öyle karmakarışık bir haldeyim ki şimdi. Ağlaya ağlaya gülesim var.
Varsın olmasın hayatta her istediğimiz. Biz olana “elhamdülillah” olmayana da “eyvallah” demesini biliriz.
Kime kıymet versem hayatımı ‘kıyamete’ çevirmesini iyi biliyor.
Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin. Her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki istesen de silemezsin.
Hayat sürekli bir tırmanıştır kimsenin emeğine ve yüreğine basmadan tırmanmak tırmanışın insancasıdır.
Susmak kabullenmek değil, cevaptır. Eğer insan kısa cümleler kuruyorsa, uzun yorgunlukları vardır.
Biliyor musun şarkılara neden “parça” deniyor. İhtiyaç duyduğunda bazıları eksik bir yanını tamamlıyor.
Cinayet saati neredeydin diye sorarlarsa eğer unutma; ‘Gidiyordum’ diyeceksin.
Bir gün biri başarırsa şayet, gelmiş geçmiş en büyük devrim “unutmak” olacaktır.
Anlamaya çalışma, hayat böyledir işte. Hep o kıyamadıklarımız kıyar bize.
Hassas yürekler taşıyoruz. Camdan, çatlayan, buğulanan, kırılan… Candan dost aramamız da bu yüzden, camdan anlayan.
Kahpeliğin okulu yok. Ama nedense mezunu çok…
Sadece gülüşümü yakala, öfkem sana ağır gelir.
Yetimhanede yaşayan küçük bedenlerin, ranzalarına yazdıkları “anne” kelimesi kadar masum olmalı aşk.
Bir kere girdimi aşk virüsü kanser gibi sarar, tüm bedeni ne öldürür nede güldürür, ruh bedende olduğu sürece süründürür.
Seni seviyorum, duvar yazısı değil, alın yazısıdır Herkese söylenmez.
Çok gördük gemileri yakıp gidenleri, hepsi yüzerek geri geldiler!
Oyun bitti perde kapandı gerçek hayata hoş geldin.
Her kurşuna yer var yüreğimde. Yeter ki sırtımdan vurmayacak kadar şerefli ol.
Ah canım ciğerim, sevdiğim, iki gözüm, canımın cananı yâr. Tefsiri çok zor olacak ki. Okuyamadın gönlümü.
Dönülmez akşamın ufkundayım, vakit çok geç. Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç.
Kan bağı neye yarar, can bağı olmadıktan sonra. Can bağıyla bağlı öyle dostlarım var ki; kan bağlarımı hiç aratmıyorlar bana.
Parkta salıncak sırası bekleyen çocuk gibi bekledim seni. Biraz heyecan, birazda salıncağı başkası kapacak korkusu işte.
Artık hayattan bir şey istemiyorum. Benden aldıklarını geri verse yeter.
Sana ihtiyacım var dediğiniz kişi; eğer “neden” diyorsa gelmez, “ne zaman” diyorsa gönülsüz gelir, “neredesin” diyorsa mutlaka gelir.
Yaşamak uğruna ölmek bu olsa gerek, sevmek uğruna acı çekmek bu olsa gerek. Hayat uğruna savaşmak bu olsa gerek, peki ya senin uğruna üzülmek niye?
İstersem çare, istemezsem bahane bulurum. Sen rahat ol!
Bırakın senin için ölürüm laflarını. Önce kendiniz için yaşamayı öğrenin, sonra başkası için ölürsünüz.
Ekmeğim, aşım helal olsun yiyene, içene. Ama hakkım helal değil; dost gibi görünüp kuyumu eşene!
Ve bir anda hayallerin alt üst oldu değil mi! Yalnızlığa alış, kefen bile bir kişilik.
Sen sevdiğin için sakın utanma, çünkü utanması gereken; sevildiğini bildiği halde sevmesini bilmeyendir.
Suç benim değil ki. Şiir kokuyordu bakışların. Yazmamak gözlerine ihanet olurdu.
Bilseydim dünyanın keşkelerden kurulduğunu küçükken ne olmak istiyorsun diye sorduklarında mutlu olmak istiyorum derdim!
Seni içimde yaşatmak için neleri öldürdüm bir bilsen!
Boynu bükük duruyorsam eğer; içimden öyle geldiği için değil, yüreğimden gidenler olduğu içindir!
Ne bileyim be sevgili. Öyle güzel baktın ki gözlerime, sevmek değil ölmek geldi içimden.
Dalında son bir yaprak olmaktır yaşamak ve asi rüzgâra direnmektir. Fırtına koparken bile ağız dolusu gülebilmektir her şeye inat.
Her şey bitmiş olsa da bazen gidemezsin.
Dünyada “her erkeğe 3 bayan düşüyor” derler ya. Doğru olanda bu… Bir erkek kalbine 3 bayan sığdırmalı. Annesi, karısı ve kızı…