Damardan Sözler

Sizler için 2026 yılı itibarıyla derlediğimiz harika Damardan Sözler burada! Bu içerik, etkileyici ve anlam dolu ifadeler sunarak hem kısa hem de uzun seçeneklerle duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Anlamlı ve yeni içeriklere sahip bu Damardan Sözler, resimlimesajlar.com.tr bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınız için mükemmel bir kaynak oluşturuyor. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda bu sözleri kullanarak, paylaşımınıza farklı bir boyut katabilirsiniz.


Dertlerimin, acılarımın içinde seni düşünerek mutlu oluyorum, sen benim ilahımsın ve bundan gurur duyuyorum.
Sustuğum yerde sen varsın. Konuştuğum yerde özlemin.
Kimin gerçeği olursan ol. Artık hayalim bile değilsin!
Beni kaybetmeyi başaranı asla kazanmak için uğraşmam.
Yalnızlığımızla çoğalıp kalabalığımızla eksiliyoruz. Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız; ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.
Kalbin kemiği yok diye kırılmaz mı sandın?
Sevmek bazen vazgeçmektir. Kimine göre gidenden, kimine göre kendinden.
Susmak kabullenmek değil, cevaptır. Eğer insan kısa cümleler kuruyorsa, uzun yorgunlukları vardır.
Dünyanın ne kadar küçük olduğunu , “Seni dünyalar kadar seviyorum” deyip de gidenlerden öğrendim.
Tutacak el bulamazsak biz de elimizi cebimize koyar yürürüz, sıkıntı yok.
Bazen ne kadar uzağa gidersen git, yüreğin hep bıraktığın yerdedir.
Bana hoşlandığı adamı anlattı, bende sevdiğim kızı dinledim.
Öyle yorgun ki hislerim. Artık sana karşı bir şey hissetmeye bile dermanı yok.
Neden sonra farkına varıyor insan ayağına takılan bütün taşları, yoluna kendi döşediğinin!
Birçok kişi aşkın yalan olduğunu düşünür. Eğer aşk yalansa, neden acısı bu kadar gerçek.
Terkedilen çabuk büyür, hüzün kalana düşse de pişmanlık hep gidenin payına!
Kaderim gülseydi bir kere, gerek duyar mıydım böyle damardan sözlere.
Ruhunda aldatmak varsa, bedenin gözümden düşmüştür.
Kalemimin kurşunu bitmiş, öldüremiyorum seni.
Kaybedecek neyim kalmış ceylan gözlüm bu dünyada? Ya sen ya hiç bundan sonra!
Gözlerinin ‘kahve’sinden koy ömrüme, kırk yılın hatırına ‘sen’de kalayım!
“Neyin var?” Sorusuna, “Sen yoksun!” diyesim var. Bildiğin gibi değil.
Zor mudur gözlere bakarken aşkı görmek? Yoksa sadece aşk mıdır gözlerdeki tek gerçek?
İntihar köprüsü gibiyim bu günlerde, gözümden de, gönlümden de düşen düşene.
Hayatta iki şeyi çok iyi bileceksin. Benimsen kıymetini, değilsen haddini.
Kendinden geçeceksin unutmak için ama yine de unutamayacaksın. Gözlerini kapatıp uyumaya çalışacaksın ama uyuyamayacaksın ve sadece dalıp gideceksin.
Unutulmak kadar acıdır bazen yaşamak.
Mevsimin suçu yok. Yokluğun soğuk.
Bir zamanlar esen rüzgâra bile meydan okuyan gençliğim. Şimdi ise rüzgârda savrulan bir yaprak gibiyim.
Üzülmem mi sanıyorsun yürek ağlar gözden önce.
Verdiği umudu geri alan, aldığı ahı da güle güle kullansın!
Cinayet saati neredeydin diye sorarlarsa unutma ‘gidiyordum’ diyeceksin.
Bilseydim dünyanın keşkelerden kurulduğunu küçükken ne olmak istiyorsun diye sorduklarında mutlu olmak istiyorum derdim!
Kaçınız, çırılçıplak bedenler karşısında yalnızca gözlere baktınız. Sorsalar, güya hepiniz aşıktınız.
Suç benim değil ki. Şiir kokuyordu bakışların. Yazmamak gözlerine ihanet olurdu.
Toprak gibi sessiz olduğum an bil ki, şimşek gibi gökte gürlüyor feryadım!
Ölürsem beni yârimin kalbine gömün. Mekânım cennet olsun.
Yetimhanede yaşayan küçük bedenlerin, ranzalarına yazdıkları “anne” kelimesi kadar masum olmalı aşk.
Sen bana mı soruyorsun yalnızlığı sever misin diye? Ben ki; ‘çayı bile iki şekerli içerim, birlikte erisinler diye’.
Artık hayat, küçükken oynadığım kutu kutu pense’ye benziyor nerdeyse. Çünkü herkes bir bir arkasını dönüyor sadece.
Uzaktan görenler diyor ki ”duygusuz”. Duygusuz olduğum için mi gözlerim kaç zamandır uykusuz.
Ekmeğime hoşça kal sürdün ya sen, ben şimdi ‘aşk’ karınla; sana, ne şiirler yazarım.
Seni hatırlatan her şeyde, katledilmiş mutluluklarım var. Her gülüşüm kanla karışık yağmurlu şimdi.
Gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim, sensiz boğazımdan geçmiyor. Ahmet Arif
Kahpeliğin okulu yok ama nedense mezunu çok.
İnsanların seni en çok sevdiği zaman, onların işine en çok yaradığın zamandır. Bukowski